Hayatın sana sesleniyor:" Bana biraz renk ver! "



Yok biliyorum yalnız değilim... 
 Daat daat daat diye beynimin etini yiyen alarmın sesi yok mu?!?! Her sabah çalmaya başladığı o an - ki kendisini kırma isteğimin tavan yaptığı anlar olarak da geçer- niyeyse uykunun en tatlı yeridir. Böyle yastık daha bi pufuduk, yumuşacık bir pamuk, yorgan da dünyanın en güzel ve sıcak şeyi olarak gözükür adama. Ama gel gör ki mecbursun o sıcacık yatağı terketmeye. Buz gibi suyun yüzünle, diş macununun dişlerinle buluştuğu o anlar ne kadar da can sıkıcı... 
Bir de utanmadan demiyomusun " Yarın hakkaten erken yatıcam, uykumu alcam" diye!
Hııhıı canım evet bizde yedik=) Bırak kendini kandırmayı!!! Yine iş çıkışı gelceksin evine; yiyecek bişeyler hazırlayayım, onu yiyim, azıcık Kuzey'e, Sultan Süleyman'a, Murat Boz'a bakıyım( ay bunlar da pek bi başarılı, böle sevgili yapıyım) ,ojemi değiştiriyim, saçımı yapıyım derken hoooop bi de bakmışsın ki takvimde bigün daha atmış, ama sen yine erken uyuyamamışsın.  
Bir de benim gibi tüm bu ıvır zıvırın yanında kendini meşgul edecek master gibi, konsey seçimleri gibi, kamp gibi birçok iş ve hobin varsa vay haline. 
Ben sana yapma demiyorum hobi olarak yine yap!=) Ufff neyse... 
Anladık erken yatmamız mümkün değil, peki o halde az uykuyla, günlük yaşamı enerjik nasıl idame ettirebiliriz? Bakalım ortalama uyku saati 4-5 arasında değişen ben neler yapıyorum??
- Geç yattığım için sabah uyuduğum her dakika çok değerli, o yüzden genellikle uyanmamla evden çıkmam arasında geçen süre 5 dakikayı geçmiyor( walla çıkabiliyorum 5 dk.da 3 dk rekorum bile var, tabii ki makyaj yapmıyorum işyerinde yaparım nasılsa mantığıyla=p )  Evden vitaminimi içmeden çıkmıyorum malum enerji lazım.
- Arabayla gidilen günler keyif ötesi=) Kafeinsiz kahvemi alıp ( malum mide sakat) Rihanna eşliğinde araba sürerek sahil yolundan işe gitmek ( tabi kahve+ araba sürme+ Rihanna dinleme keyfine işe gitme ifadesi eklenince pek de sevimli olmuyor ama olsun, hele ki kahve Starbucks'sa hiçbirşey bozamaz keyfimi:) ) 
- İşe gidince enerjik olmak için neler yapılabilir kısmını henüz bende çok keşfedebilmiş sayılmam, heralde enerjinizi soğuran insanlara fazla prim vermeden,muhatap olmadan olabildiğince profesyonel yaklaşmak iyi bir çözüm olacaktır 
-İşten çıkınca sizin yerinizde olsam var ya neler neler yaparım ama benim gidip dersime girmem gerek, bi 3 saat gerinizdeyim kısacası! Ama eminim siz uyuşuk uyuşuk evinize gidip oturacağınız için ben o 3 saatlik farkımızı çok kolay kapatıcam... Uyuşuk olmayı bırakın!! İnsan kendini nasıl telkin ediyosa o şekilde hissediyo, mesela ben enerjik bir insanım enerjik bir insanım diye diye, enerjimin düştüğü anlarda bile kenimi hemen toparlamam gerektiğini biliyorum=) Siz de sadece potansiyelinizi görün... Dayanamam ki ben bu performansa demeyin...
-İyi beslenin, hele ki benim gibi yemek aşığıysanız daha da bi dikkat etmeniz gerek, öyle her sevdiğimiz şeyi yemeye başlayınca ipin ucu kaçıyo... Ne o yoksa ortalarda bir topaç niyetine mi gezmek istiyosunuz??! Emin olun bi süre sonra bundan hiç hoşnut olmayacaksınız=) 
-Eve dönünce geç de olsa hemen yatma moduna geçmeyin, biraz salonda oturma, dergi karıştırma, kanal zaplama gibi şeylerle vakit geçirin. Kendinize zaman ayırın=)
-Yatmadan önce en sevdiğiniz şarkıyı dinleyin, bilinç altı işte! O salgılanan mutluluk hormonu sayesinde daha huzurlu bi uyku geçirmenizi sağlıyor. Offf bi de sabah dinlediniz mi, o gün her türlü geçer=) 
-Haftasonlarından bahsedecek olursak.... Neler yapmıyorum ki?? Yalnızca haftasonu için Londra'ya gitmişliğim bile var:) Siz de o sevdiğiniz şey neyse artık üşenmekten vazgeçin de o nazik popolarınızı olduğu yerden kaldırın. Ve harekete geçin..


Emin olun yabancı sularda yüzmek de çok eğlenceli, kırın artık bu sabit düşünceleri.. Değişiklik iyidir=)


 "Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda, var olan hayatından, farklı bir yaşam düşlerken buluyorsanız kendini, doğru hayatı yaşamıyorsunuz demektir!" 


Değişimi tetikle, gör bak neler olacak=)






Ö.

Bahçeşehir'de Bir Seçim Süreci...

"Plaza ile Plazma arasında geçen hayatından sıkılmadın mı? Oyunu bana ver rutinden kaç!!" 


Bugünlerde tatlı bir koşuşturmanın içerisindeyim. Yüksek lisans yapmakta olduğum Bahçeşehir Üniversitesi'nde seçim süreci yaşanmakta. Bu öylesine yoğun, yorucu ve büyük ölçüde de stresli bir süreç ki lisans adaylarına Allah sabır versin.
Peki ben bunun neresinde yer alıyorum??
Hayatım hep çok sakin(!), hareketsiz geçer ya onun için bir değişiklik yapayım dedim=) Şaka bir yana seçimlerle ilgili bilgi edindiğim zaman, bana yüksek lisans adayı olmak isteyip istemediğim sorulduğunda, karar vermem için sadece neler yapabileceğimi düşündüğüm 15 dakika yeterli oldu. Çünkü zaten organizasyon yapmayı seven bir insan olarak, hayatı iş ile ev arasında geçen, bir de bu yoğunluğa yüksek lisansı sığdırabilen insanlara aslında tüm bu zamanlara biraz da eğlenceyi sığdırabileceklerini gösterebilmekti öncelikli hedefim. Tabi bunun yanı sıra idari işlerde de olur da ihtiyaç duymaları kısmında, aradaki köprü ben olacaktım. Eee tam da benlik bir durum yani, iletişim insanıyım nasılsa =) Çünkü biliyorum ki hepimiz Laurent Wolf'un "No Stress" şarkısıyla uyanıyoruz hafta içi her sabah.


Çalışmak istemiyoruz, zor geliyor işe gitmek, o stresin içine girmek, gereksiz tartışmalar yaşamak, anlamsız beceriksiz insanlarla uğraşmak...Gel gör ki mecburuz =) Bazılarımız sevdiği işe gidiyor olmakla tüm bu sevimsizlikleri en aza indirecek kadar şanslı olabiliyor, bu kadar şanslı olmayanlar da işten arta kalan zamanlarını daha da eğlenceli hale getirerek hayattan zevk almaya bakıyor. Bir kısımda var ki, kesinlikle acilen harekete geçirilmeli ve hayata döndürülmeliler.. Bu kısım;
- "Bugün çok yoruldum işte, dışarı çıkacak mecalim yok."
- "Toplantılar mahvetti beni, başım çatlıyor resmen, eve gidip dinleneceğim."
- "Yarına yetiştirmem gereken işler var."

gibi bir çok nedenle karşınıza dikilebilecek insanlardan oluşuyor. Onları harekete geçirmek, hayatın aslında çok da zevk alınabilecek bir yer olduğunu göstermek ve iyi zaman yönetimiyle her şeyi yapacak vakit olduğunu onlara göstermek gerek. Benim de korkunç yoğunlukta geçirdiğim, toplantıların bitmek bilmediği ve çılgınca baş ağrısıyla iş yerini terk ettiğim günler olmuyor değil, ama üstüne okuluma gidiyor okul çıkışında da arkadaşlarımla buluşup 2 kadeh bir şeyler içebiliyorum, bir de eve dönünce iş ya da okul için yapmam gerekenler varsa bunları yapıp ondan sonra uyumayı kendime hak olarak görüyorum. Belki çok yorucu oluyor ama huzurlu ve mutlu uyuyorum en azından, çünkü hayattan zevk almayı biliyorum=)

İşte belki de kendi çevremdekiler dışındakilerde de bir fark yaratmak istediğim için bu işin içine girdim. Yüksek lisansta okumakta olup, hayatları rutine dönüşmüş insanların da o rutini kırıp aslında iş yaşamının yanı sıra da ne kadar çok zevk alabilecekleri şeyler olduğunu göstermek amacım. Böyle yazdıklarımdan sanmayın ki çok rahat bir işte çalışıyorum, yeri geldiğinde gece 3'e kadar mesai yapıyorum. Buyrun kanıtı=)

 Ama işte önemli olan, bir sonraki gün bunları bir kenara bırakabilerek ve kendime zaman yaratarak yaşıyorum. Seçim kısmına dönecek olursak şimdi tabi olay biraz kendini tanıtmaya, tüm yüksek lisans öğrencilerine yapmak istediklerini anlatmaya geliyor. Biz de elimizden geldiğince sınıflara girerek konuşuyoruz, kendimizi anlatıyoruz. Benim gibi topluluk önünde konuşmaya bu kadar alışkın biri bile, sınıflardan çıktığında kırmızı yanaklara sahip oluyorsa, bu süreç cidden biraz kasıyor olabilir başkan adaylarını=)

Hele ki lisanstan başkanlığa aday olanlar için çok daha zorlu bir süreç yaşanıyor, kıran kırana geçiyor resmen. Ben yalnızca akşam 7'den sonra çalışmalarımı yürütmeye çalışırken onlar neredeyse 10-12 saatlerini okulda geçiriyorlar. Gece 12'den 1'den önce çıkılmıyor okuldan.
Ama biliyorum ki emeklerimiz boşa çıkmayacak=) Çünkü aşağıda listesi bulunan bu ekip var ya öylesine çalışıyor ki... Zaten kazanmayı ölesiye hak ediyor ve kazanacak da =)



Ekibimiz;

MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ

*Yazılım Mühendisliği: Murat Çelik
*Bilgisayar Mühendisliği: Onur Can Yahyaoğlu
*Endüstri Mühendisliği: Kadir Hıdır Varlık
*Çevre Mühendisliği: Yağız Yürüker
*Elektrik - Elektronik Mühendisliği: Çiğdem Turan
*Enerji Sistemleri Mühendisliği: Elif Sargın
*Mekatronik Mühendisliği: Ömer Yavaş

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

*İşletme: Melih Elidüzgün
*Siyaset Bilimi ve Uluslarası İlişkiler: Burak Öztürk
*Ekonomi: Ayşe Müge Aşkın
*Avrupa Birliği İlişkiler: Yağız Yıldız
*Uluslararası Finans: Mert Çevik
*Uluslararası Ticaret ve İşletme: Canberg Düngün

MİMARLIK ve TASARIM FAKÜLTESİ

*Mimarlık: Furkan Kavafoğlu
*İç Mimarlık ve Çevre: Ömer Keyer
*Endüstri Ürünleri Tasarımı: Öykü Eroğlu

HUKUK FAKÜLTESİ: Umut Ozan Erginer

İLETİŞİM FAKÜLTESİ

*Reklamcılık: Anıl Özçelik
*Sinema-Televizyon: Furkan Şafak
*Halkla İlişkiler: Ali Aral Yaldız
*Fotoğraf ve Video: Hasan Caner Aydoğan
*Gazetecilik: İlksen Ezgi Sağlam

FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ

*Bil. Ve Öğretim Tek.Öğret.: Nihat Göken
*Matematik : Azer Güneş
*Amerikan Kültürü ve Edebiyatı: Semih Sönmez
*Psikoloji: Fulya Kübra Güneri
*Sosyoloji: Zeynep Sümeyye Demirdağ

MESLEK YÜKSEKOKULU

*Pazarlama: Mert Can Özeren
*İşletme Yönetimi: Emirhan Arslan
*Bankacılık ve Sigortacılık: Berna Cengiz
*Dış Ticaret: Murat Seviç
*Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı: İlker Alver
*Lojistik: Baran Tuğcan Işık
*Deniz ve Liman İşletmeciliği: Abdulbaki Satır
*Bilgisayar Programcılığı: Burak Basmacı
*Mekatronik: Kadir Şentürk
*Elektrik: Osman Yıldız

HAZIRLIK OKULU: Asil Can Günaydın

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ: Özge Çelik



Ben de seçildikten sonra ilk icraatim olarak "After Work" partimi yapacağım. Tabi bu yalnızca bir başlangıç olacak =)


Rutinden kurtulup, hayatın tadını çıkarmak gerek, öyle değil mi? =)
Sonra hep birlikte "No Stress" yerine "Good Feeling" söyleyebilirizzzz. Bakalım nasıl sonuçlanacak bu süreç=)