KONFOR ALANININ DIŞINDAN SESLENİYORUM...

Hayat gülmek onu öylesine güzel bir hale getiriyor ki...
Bugün yeni iş hayatıma adım atışımın üzerinden 2 ay geçmiş sanki daha 2 gün olmuş gibi.
Bu süreçte olanlardan biraz bahsedeyim istiyorum.


Bu zamana kadar hep mutluluğun yaşamdaki en önemli şey olduğunu düşündüm, hep de bu mutluluk için beni üzen, canımı sıkan ne varsa ya onu hayatımdan uzaklaştırdım ya da ben uzaklaştım. Yeri geldi bencil olmakla suçlandım, yeri geldi rol mu yapıyorsun sorularıyla karşılaştım.
Hayır rol yapmıyorum, sadece mutlu olmayı tercih ederek hayatımı kendi ellerimle örüyorum.
Mutluluk takıntılı olmak çok keyifli, siz de gelsenize...
Peki konfor alanını terk ettiğinde neler oluyor?

1.gün:
Sabah erken kalkma derdim yok, oh yeaaah naraları eşliğinde gece dizi, film ne varsa izlemece. Ertesi sabah alarmsız, uykunu alınca uyanmanın verdiği mutlulukla pamuk gibi uyanmak.

2.gün: Daha önce gün içinde yapamadığın ne varsa hepsini birden yapma isteğiyle dolmak. Kargo şubesine gidip kargonu teslim almak bile dahil buna😄
3.gün: Gün içerisinde, trafik derdine takılmadan İstanbul'un keyfini çıkarabilmek. Tarabya sahilde koşu, Bebek'te kahve keyfi (hep hayalini kurduğum💖)

1.hafta: Bloga daha çok vakit ayırabilecek olmanın mutluluğunu yaşamak. Kendine yeni meşgaleler yaratmak, incik boncuğa sarmak, yeni seyahatler planlamak vb.
2.hafta: Sabahları evde olduğunda Aşk-ı Memnu'yu izleyebilme keyfini doyasıya yaşamak

3.hafta: Çalışmaya alışkın bünyenin boş boş gezdikçe sıkılmaya başlaması
4.hafta: Yetti gari çalışmaya başlıyom ben yaaaah

Sonrasında konfor alanını terk etmenin ilk etkileri ortaya çıkmaya başlıyor. Yeni işe başlamadan önce bir heyecan, stres. Bilinmezliğin beraberinde getirdiği mide ağrıları... İlk sabah ilkokula yeni başlayan çocuk gibi oluyor insan, mutluluktan heyecandan ölen, dokunsan ağlayabilcek halde...
Ben ilk günümde mağazada kabinde çiçek ve çikolata ile ekip tarafından karşılandığımda gözlerim dolu dolu olmuştu, biliyordum burası güzel olcaktı. Hislerimde de geçen iki ayda yanılmadığımı gördüm. Öylesine candan, öylesine güzel insanlarla tanıştım ki, sanki hep bu ekibin bir parçası kalacakmışım gibi sahiplendim, sahiplenildim. Çünkü bu işte ekip herşey demek ve yeni işimde güzel bir yerde doğdum diyorum artık.

Bu hafta eğitim mağazamdaki yani ilk mağazamdaki son haftam bakalım yeni mağazamda neler bekliyor olacak beni. Heyecan bitmiyor, Next Season Coming Soon...

Özetle konfor alanı dışından bildiriyorum: Burda cidden öcüler yokmuş. Evet kolay bir yol olmadığı kesin ama mutlu olmak ve hedeflerinize ulaşmak için terk edin gitsin artık, hayata karşı biraz domuz gibi durmak lazım😄 

Ya da söylenmeyi bırakın ve elinizdekilerle mutlu olmaya bakın en azından...
Takipte kalın:)

Ö,

Hayat Bana Güzel!

Bu tatil boyunca birçok arkadaşımdan mesaj aldım, hayatın bana güzel olduğuna, keyfini güzel çıkardığıma, bitmeyen iznimin olup olmadığına dair. Keyfini sonuna kadar çıkardım ama dönüyorum..


Böyle düşünülmesi beni çok mutlu etti, çünkü gerçekten de "Hayat Bana Güzel!" Ama ne bitmeyen iznim var, ne de hayat sadece bana güzel, isterseniz sizin için de oldukça güzel olacaktır. 
Neden mi? 

  • Çünkü ben öyle istiyorum ve böyle olması için elimden geleni yapıyorum.
  • Konfor alanımın dışına çıkabiliyorum.
  • Stabil hayattan nefret ediyorum.
  • Hiçbir şey için "Amaaan kim uğraşcak şimdi!" demiyorum. 
  • Tatillerimi, yeni şeyler keşfedebileceğim yerlerde, uzak diyarlarda geçiriyorum. 
  • Tatil benim için, 5 yıldızlı otel, şezlongda uzanma, denize gir çık, boşboş vakit geçir değil. Gençliğim elverdiği sürece de olmayacak:) Tercih meselesi..
  • Sevdiğim şeyler için elimden geleni, hatta daha fazlasını yapıyorum. 
  • Çevremdekilerin mutlu olması herşeyden önemli benim için eeee bunu gerçekleştirebilmek için de öncelikle benim mutlu olmam gerekiyor ve evet bunu yapıyorum. 
  • İmkanı olduğu halde, sadece uyuşukluğu yüzünden benim yaptıklarımı yapmayı bile kayda değer bulmayan ama ben yaptığımda değerli görenleri anlamıyorum, anlamayacağım da. Kıçınızı kaldırmayı deneyin biraz:) İnanın çok kolay.

Pazar günü Atatürk Havalimanı'na iner inmez maçıma gideceğim, Şirketler Ligi başlıyor. Onu da kaçırmayacağım. Pazartesi çarşamba antrenmanlarım, salı perşembe günü de İstanbul Moda Akademisi'nde eğitimim devam ediyor olacak. İş yoğunluğumdan hiç bahsetmiyorum bile zaten. Ama hayatta başarmak ve yapmak istediklerim için elimden geleni yapıyorum. 50 parçaya da bölünsem 8 saat değil de 4 saat uyuyup yine yapıyorum ve yapacağım da.
Ve evet gerçekten ölmeden önce yapılacaklar listem var, siz de deneyin, belki de beni bu kadar hevesli şekilde bunlara iten odur. Ne dersiniz? 

Mesela bu bilete bakarken bile bir sonrakinde varış yeri ne yazmalı acaba diye hayal kuran biriyim ben, hayallerimle yaşıyorum ve mutlu oluyorum. 
Artık komfor alanınızdan ayrılma zamanı, unutmayın orada kaldığınız sürece hayalleriniz yalnızca hayal kalacak...

Sevgiler,

Ö,